balkon kapısı açık,içeriye dolan hafif ılık hava ,dinlediğim şarkı kendi etrafımda döndürüyor beni .üstümde pileliği eteğim yok .ama aklımın içi eteğimin ucunda uçuşuyor.
“güzel yazıyor bu adam'' diye eklediğim bir bloğu aylar sonra açıp okuyorum.kelimelerin ışığı içimi ısıtıyor.gözbebeklerim küçülüyor,yumuşak karnım iyice yumuşuyor,serotonin hormonum aşırı yükseliyor.
Tanrım ,bu kelimeler bana neler yapıyor.midemde uçuşan kelebekleri görebiliyorum.gerçekten varlar.uçuşuyorlar.
serotonin normale indiğinde ,kendimle çekişmeye başlıyorum.neden kaçıyorum kendi kelimelerimden,
oysa biliyorum en zor zamanlarımda yanımda kelimeler kalıyor.acısıyla,tatlısıyla,hüznüyle,telaşıyla kelimeler kalıyor.hergün mesela bulaşıkları yıkıyorken,ocakta patlıcanı közlüyorken,çamaşırı balkona seriyorken hep kelimelerle cebelleşiyorum.beni rahat bırakmıyorlar.
bir şiirin en çok sevdiğim mısrasıyla uyanıyorum telaşlı sabahlara,en çok sevdiğim kitabın cümleleriyle
yürüyorum güneşin yıkadığı dar sokaklarda.
sonsuz hesplaşmalarım,kelimelerin sonsuzluğu,kelimelerin ışığı...bir sürü şey benim yaşama sevincim.
beni iyileştiriryor,yüzümü güldürüyor.yazabileceğim şeyleri düşünüyorum.başka telaşım yokmuş gibi.
annemle ,babamın kurduğu pancar turşuları için bile yazmak istiyorum.''pancar çok yararlıymış Ayşe diyor,annem telefonda.içim yumuşacık oluyor.annemle babam bazan çekişerek ,bazan gülüşerek kuruyorlar kırmızı pancar turşularını.
kelimeler diyorum öyle yararlı ki,turşusunu kurmak istiyorum.